DıGER FORMLAR
Cam aynalar
Cam ağırlıklar
Cam ağırlıklar günlük kullanım eşyaları arsında yer alırlar.Cam
ağırlıklarda çoğunlukla sarı, yeşil ya da mavi renkler
kullanılır.Figürlü ya da figürsüz olabilirler. Cam yumuşak haldeyken
mühürle baskı yapılır. Üzerlerinde kabartma olarak yunanca yazılar büst
ve monogramlar bulunur.
Pencere Camları
Kapalı mekanları aydınlatmak
amacıyla gün ışığından yararlanmak için
pencere camının üretimi, cam teknolojinde önemli bir adım olarak kabul
edilir.Mimaride pencere camının kullanımının henüz kesin bir tarihi
belgesi olmamakla birlikte, arkeolojik verilerden ele geçen bilgiler, bu
malzemenin şimdilik Roma İmparatorluk Çağın da kullanıldığını
göstermektedir. M.Ö. 60 yıllarına tarihlenen Pompei evlerinin
pencerelerinde camdan yapılmış levhaların varlığı, ele geçen
kalıntılardan bilinmektedir.
Sard kazılarında çıkarılan buluntular, M.S. 6. ve 7. yüzyıllarda
burasının hem günlük kullanım için cam kaplar, hem de pencere camı
üreten bir merkez olduğunu ortaya koymuştur.Pencere camı olarak
tanımlanan buluntuların yüzeyleri yassı veya iç bükey kavisli değişken
çaplarda dairesel biçimli, saydam ve hafif renklendirilmiş yeşil
tonlarda oldukları belgelenmiştir.Yine M.S. 6.yüzyıllarda İstanbul'da
Ayasofya Kilisesinin apsis kısmında, kilisenin içine güneş ışınlarının
renklenerek girmesini sağlayan pencereler bulunduğundan söz
edilmektedir.
İstanbul'daki Saraçhane kazıları, pencere camlarının şebekeleriyle
birlikte sunması açısından önemlidir.Pencere camları yuvarlak ve kare
delikli taş pencere şebekeleriyle birlikte ele geçmiştir.Bu şebekelerin
iç kısımları camın yerleştirilmesine uygun olacak şekilde
profillidir.Saraçhane buluntuları M.S. 7.yüzyılda İstanbul da hem üfleme
hem de dökme tekniğinde pencere camı üretimi göstermesi bakımından
önemlidir.
Doğu Roma imparatorluğunda M.S. 4. yüzyıldan itibaren cam pencerelere
rastlanılmıştır.Erken dönemlere ait olan bu camlar, üfleme tekniği ile
yapılmış oldukları için orta kısımları yanlara göre daha kaba biçimler
almıştır. Yazar Prespyler üfleme tekniğinden faklı yöntemler
kullanılarak pencere yapımını detaylı bir şekilde anlatır.Pencere camı
yapmak için mermerden düz yüzeyli büyük bir masa hazırlanır.Erimiş
durumda bulunan cam düzgün yüzeyin üzerine dökülerek uzunlukları 120-180
cm., genişlikleri 30-50 cm. arasında değişen ölçülerde levhaların
oluşturulması sağlanır.Cam levhalar soğumaya başlamadan makas yardımıyla
arzu edilen boyutlarda parçalara bölündükten sonra parçalar fırında
soğumaya bırakılır.
Geç Cumhuriyet dönemi ile Erken İmparatorluk dönemi arasında büyük değişiklikler olmuştur. Roma cam endüstrisi İ.Ö. 1. yüzyılın sonlarında tam anlamıyla bir devrim yaşamıştır. Bu tarihten sonra sadece camlar günlük kullanım kapları olarak değil, aynı zamanda
mimaride kullanılmaya başlanmıştır. Bunun en önemli nedeni olasılıkla estetik ve pratik açıdan camın işleniş kolaylığıdır. Julius-Claudius dönemlerinde ilk kez cam, mimari bir öge olarak kullanılmaya başlanmıştır. Camlar aynı zamanda mimarinin tüm alanlarında duvarlarda fayans kaplamaların yerine, opus sectile, tessera, sütun kaplaması ve pencere camı olarak kullanılmaya başlandı. Camın bu derece yaygın kullanılışında en büyük etken ise, çeşitli mermer, alabastr ve diğer damarlı taşların işlenişindeki masraf ve zorluk yerine, camın daha az masraflı oluşu, madde olarak hafifliği ve işlenişindeki kolaylıktır. Hatta bu dönemde; Plinius, İ.Ö. 58’de Aedilician oyunları için Marcus Scaurus tarafından Roma’da geçici bir tiyatro dikildiğinden bahseder, bu sahne binasının alt katının mermerden yapıldığını, orta katının ise camdan yapıldığını söylemektedir. Burada camlar olasılıkla ahşaplara kaplama olarak eklenmişti. Verilen örnek camın mimari ögelerin hemen hemen heryerinde kullanıldığını gösteren en büyük kanıttır. Kapalı
mekanları aydınlatmak amacıyla gün ışığından yararlanmak için pencere
camının üretimi, cam teknolojinde önemli bir adım olarak
Roma Döneminde pencere camları sivil mimaride nadiren
kullanılırdı. Genellikle pencere camları halk binalarında örneğin
hamamlar gibi, gün ışığından faydalanmanın gerekli olduğu yerlerde
kullanılmışlardır. İtalya’da İ.Ö. 1. yüzyılın ortalarında pencere camı
üretilmeye başlanmıştır. Alplerin karşısında bir askeri lejyoner kampı
olan
Avusturya Magdalesberg’de pencere camı parçaları bulunmuştur.
Ayrıca Roma
Forumu’nda, Herculaneum’da Suburban Hamamı’nda 10 cm.
aralıklı iki ahşap çerçeveden oluşan dörtgen şeklinde şeffaf
mavimsi-yeşil pencere camı bulunmuştur.Ayrıca Hollanda’nın
Kandiller
Cam
kandiller; Geç Roma döneminden
itibaren üretilmeye başlanan cam kandiller, aslında çok uzun sürecek bir
geleneği de başlatmışlardır. evlerde, sinagog, kiliselerde başlıca
aydınlatma aracı olarak kullanılmıştır.
Detaylı bilgi için lütfen linki tıklayınız.
Vitray
Geç Roma ve Bizans çağlarında pencere aralıklarının değişik biçimli,
renkli cam levhalarla kaplandığı gerek yazılı kaynaklar ve gerekse ele
geçen kalıntılardan anlaşılmaktadır.Örneğin M.S. 6. yüzyılda Ayasofya
Kilisesinin apsisinde yer alan pencerelerde renkli cam kullanıldığını
gösteren birçok belge bulunmaktadır.Aynı şekilde, Sardeste yapılan
kazılarda bu döneme ait çok miktarda renkli pencere camı parçası
bulunmuştur.Bu dönemi takip eden yüzyıllarda kiliselerin yanısıra
sarayların pencerelerinde de renkli camlar kullanılmaya başlanmış
olması, söz konusu dönemlerde pencere camcılığının nedenli geliştiğini
gösteren önemli kanıttır.Vitray adı verilen bu teknik için değişik
renkteki camlar küçük camlar biçimde kesilerek kurşun veya alçı
kayıtlarla tutturulmuştur.Böylece çok renkli dinsel sahneler ile değişik
renklerle resimler yapılarak bir çeşit vitray yapılmıştır.
Tıp
Batı ve orta Avrupada çok sayıda ilaç kutusu bulunmuştur.Bunlar çepte
taşınabilecek boyuttadır.Genellikle dört veya daha çok bölmelidir.Deutsches
Klingen müzesindeki Anadolu kökenli bir ilaç kutusu ilaç ve camdan
yapılmış ilaç kabı (unguentarium)ile birlikte ele geçmiştir.Kutu M.S.
1-3 yüzyıl arasına tarihlendirilmiştir.Efes Hygenios Kanpylios un
mezarında bir ilaç şişesi bulunmuştur.Açık mavi renkte. Kare prizma
şeklinde gövdeye ve yuvarlak ağıza sahiptir.Bu ilaç şişesi Roma dönemine
tarihlenmiştir.
Karıştırma Çubukları
Karıştırma çubukları; eriyik haldeki camdan küçük çubukların yardımıyla yapılır. Çoğunlukla iki renktedirler, fakat tek renkli örnekleri de vardır. Karıştırma çubuklarının batı üretimleri daha fazladır ve bu cam formlar genellikle İ.S. 1. yüzyıl formu olarak bilinir. Bazı örneklerde cam hamuru kalıba döküldükten sonra kalıptan çıkarılır ve alet yardımıyla diogonal kıvrımlar oluşturularak dekor yapılır. Bazen de farklı renklerde cam ipliği sarılarak süsleme yapılır. Karıştırma çubuklarının tam olarak ne amaçla kullanıldığı bilinmemektedir. Ancak Roma imparatorluğunun sınırları içerinde heryerde bu forma rastlanmaktadır. Genellikle uçları düzgündür. Ancak bazı örneklerde sivri uçlu olanları da bulunmaktadır. Çoğunlukla burgu şeklinde yapılır, nadir de olsa düz tipleri görülmektedir. Roma camcılığında düz ya da burgulu cam çubukları oldukça yaygın olarak bilinen formlardır. Bu parçaların uzunlukları 20 ile 30 cm arasında değişmektedir. Kıbrıs kazılarında bulunan karıştırma çubuklarının boyları ise 12-17 cm. arasında değişir. Spiral çubuğun uç kısmında kaşık benzeri ya da kuş motifli tutma yeri olan diğer ucu ise genellikle düz bir şekilde sonlanır. Batı yerleşimlerinin yanısıra Doğu Akdeniz’de de oldukça yaygın görülen bir formdur. Tarihlendirilebilen örnekler, Locarno’dan Tiberius-Cladius dönemi, Lomoglia’dan ise Augustus-Tiberius dönemine aittir. İtalya-Tenero kazılarında 26. mezarda İ.S. 1. yüzyılın ikinci yarısına tarilenen karıştırma çubukları bulunmuştur. Nijmegen’de İ.S. 30-70 yıllarına tarihlenen OH mezarında karıştırma çubuğu bulunmuştur.
Olasılıkla kozmetikte karıştırma çubukları olarak kullanıldığı düşünülen bu formundan mimari bir süsleme parçası olarak da yararlanıldığı bilinmektedir. Corning Müzesi’nde sergilenen bir pilastr parçasında altı sıra burgulu çok renkli cam çubuklar bulunmaktadır. Bu parça dört sıra halinde arasında burgulu cam çubuğu ve bunun yanında opak mavi ve beyaz renkte tesseralar ile yine iki sıra burgulu cam çubuğu yer almaktadır. İ.Ö. 1. yüzyılın ortalarından İ.S. 1 yüzyıla tarihlenen bu örnek 8 cm. yüksekliğindedir.
Isings burgulu cam çubukların Geç Roma Dönemi mezarlarında bulunmasının kozmetik ve mimarinin yanısıra olasılıkla saçlar için de kullanılmış olabileceğini düşündürmektedirTürkiye’de özel koleksiyonlarda ve müzelerde bir çok karıştırma çubuğu örnekleri yer almaktadır. Ayrıca yurtdışındaki müzelerde ve kolleksiyonlar da da İ.S: 1 ve 2. yüzyıla tarihlenen bu forma bir çok yerde rastlanmaktadır
TAKI
a. Cam boncuklar
İlk cam örnekleri, özellikle hem kolay elde edilebilen hem de mücevhersi
görünen yanlarıyla dikkat çekmektedir. Bütün bunlar küçük boyutlu cam
ürünlerdir. Bu örnekler taş ve toprak boncukların camsı boncuklar
biçimine döndürülmüş olanlarıdır. Camsı boncuklar çeşitli cam
teknikleriyle renklendirilmektedir ya da biçimlendirilmede kullanılan
tekniğin vardığı olanaklarla süslemeler yapılmaktadır.Bu süslemeler
doğal olarak o dönemin süslemeleriyle büyük benzerlikler
göstermektedir.ve bu örneklere bakarak İ.Ö. 1500 yıllarından geldiği
anlaşılmaktadır.İlk cam örneklerin boylarının küçük olması ve bu yeni
malzemenin çarpıcılığı ve çekiciliği nedeniyle birdenbire çok
yaygınlaştığı görülür.Taşınması kolaydır ve kullanımı pratiktir.
M.Ö. 2. binin yarısına tarihlenen Kaş Uluburun batığı cam külçeleri ve
Miken cam boncukları, o çağın hammaddesi ve işlenmemiş camı olarak
üretimin ve ticari ilişkilerin gözler önüne serilmesinde büyük rol
uyandırmıştır.
Antik çağ boyunca cam boncuklar ticarette büyük rol oynamışlardır.Cam
boncuklar ilk olarak Mısırda üretilmeye başlanmışlar ve Roma dünyasında
kuzeyden batıya kadar birçok merkezde üretilmişlerdir. Cam boncuklar
Antik çağın kültürel ilişkilerin de habercisiydiler.Cam kültürel açıdan
büyük gelişmeler göstermiştir fakat bu gelişmenin ilk örnekleri cam
boncuklarda görülür.
b. Cam bilezikler
Cam bilezikler M.Ö.2. binden beri bilinmektedir. Örneğin, Mısırda II.
Amenophis'in mezarında cam bilezikler bulunmuştur.Cam bilezikler pahalı
süs eşyaları değildirler, ne sanatsal ne de teknik açıdan göze çarpan
bir özellikleri yoktu. Fakat bir çekiçiliğe sahiptiler ve zamanında
bütün doğu Akdeniz sahilleri ile kıyıdan uzak iç kesimlerde en hakim cam
mücehver grubu oldular.Cam bilezikler teknik açıdan dikişli ve dikişsiz
olmak üzere iki üretim tarzı vardır.Dikişli bilezik derken bileziği
oluşturan cam çubuğun iki ucundan bahsedilmektedir.Bu uçlar bazı
örneklerde üst üste bindirilir ya da çok belirgindir. Dikişsiz
bileziklerde ise bu cam çubuğun iki ucunun izleri
görülmemektedir.Dikişli bileziklerde form cam çubuğun kıvrılıp iki
ucunun birbiri üzerine kapatılmasıyla üretilmiştir.Böyle cam çubuk
yapmak için metal bir çubuğun fırından bir miktar cam alınır, cam ikinci
bir çubuk yada dil şekilli bir alet yardımıyla arzu edilen çapta
yuvarlak çubuk oluncaya kadar uzatılarak şekillendirilir.Bütün
bilezikler halka şeklinde olmalarından biçimlerinde ki farklılıklar bir
tek kesitleriyle açıklanır.Yuvarlak, yarım daire, düz ve noktalı olmak
üzere başlıca dört tipte bilezik kesiti görülür. Cam bilezikler ya
aletle veya kalıpla, ya bükülerek ya da zıt renk veya aplikesi yöntemi
ile dekore edilmişlerdir88.
c. Cam yüzüktaşları
Sardeis tiyatrosunun güneybatı yüzündeki Dervişin tepe olarak
adlandırılan yerleşim yerinde 17 adet cam yüzük taşı bulunmuştur.Yüzük
taşlarının birçoğunun kenarında kalıba basma sırasında oluşan çapakların
görülmesi, bir kısmının ise hatalı üretim izlenimi vermesi ve ayrıca
henüz kalıba basılmamış üç adet cam topağının varlığı buluntu yerinde
bir cam yüzük taşı atölyesinin varolabileceğini düşündüren bazı
buluntulara rastlanmıştır.Yüzük taşları genel olarak şeffaf, bazıları
grimsi, bazıları yeşilimsi görünümdedir.Yüzük taşlarının tamamı
eritilerek oval kalıba basılmıştır ve figürler negatiftir. Ayrıca kalıba
basılmamış durumda olan üç tane cam topağı bulunmuştur.Bunlar kilden
yapılmış, parçaların üst yüzeyleri siyahımsı renkte ve camsı
görünümdedir.Bunlar olasılıkla cam eritme potasına aittir.Yüzük
taşlarının üzerinde bulunan teşhis edilebilen figürlerde,Tykhe, Hermes,
Apollon, Poseidon, Priopes, Athena ve Nike tasvirleri
bulunmaktadır.Kesin olmamakla birlikte bazı nümizmatik buluntuların
yardımı ile Sardeis yakınlarındaki bu yüzük taşı atölyesi M.S.1. ile
M.S. 2.yüzyıllara tarihlenmektedir.
Gemmalar ve değerli ya da yarı değerli taşlar
hakkında bilgi için lütfen linke tıklayınız.
Kapaklar
Yuvarlak Tutamaklı Kapaklar
Yuvarlak tutamaklı kapaklar, cam kapak formları arasında en yaygın olarak görülen formlardır. Almanya-Weisenau’da İ.S. 1. yüzyılın ait bu tipte kulplar ele geçmektedir. Pompei’de bulunmuş olan bu formda üç örnek bilinmektedir. Bunlardan birisi çan biçimli tutamağa sahip kapaktır. Almanya-Cologne’de Nero-Flavius dönemine ait bu çeşit kapaklar bulunmuştur. Kıbrıs kazılarında da yuvarlak tutamaklı kapaklar ortaya çıkarılmıştır.
Hollanda-Obbicht mezarlarında, Flavius dönemine ait mavimsi-yeşil camdan, çan şekilli yuvarlak tutamaklı kapak bulunmuştur. Ayrıca Vessberg’in Tip 1 olarak nitelendirdiği cam kapak grubunda; dairesel formda ki kapaklar üzerinde Nike, Venüs ve kadın figürleri gibi motifler betimlenmiştir. Yuvarlak tutamaklı bir cam kapağa Kaunos kazısında rastlanmıştır. Açık mavi renkte, yuvarlak tutamaklı bu kapak İ.S. 1 ile 2. yüzyıla tarihlendirilmektedir. Klaros’da bulunan No. 212’deki kapak tutamak parçası benzer örneklerin ışığında İ.S. 1 ile 2. yüzyıla tarihlendirilebilir.
Şişe Boyunlu Kapaklar
Şişe boyunlu kapaklar, yuvarlak tutamaklı kapaklar kadar yaygın bir formdur. Kapak düz ya da konik biçimli olabilir. Kulp, sığ ve silindirik biçimli ağız kısmı ise içeri katlanmış daha sonra düzleştirilmiştir. Tarihilendirilebilen örnekler İtalya- Este’de Cladius-Neron Dönemi’nden gelmektedir.
Boynuz Biçimli Kapaklar
İtalya- Este yakınlarında bu tipte kapaklar oldukça yaygındır. Sığ ve silindirik biçimli gövde ile üst kısmı boynuz şeklindedir. İtalya-Ospedaletto’da İ.S. 1. yüzyılın ikinci yarısında görülür. Ayrıca İtalya-Este nekropolünde İ.S. 100’e tarihlenen boynuz biçimli kapaklar ortaya çıkarılmıştır.
Kulplar
Keskin açılı, sık aralıklı kaburgalı kulplar, şerit ya da tarak biçimli
kulplar; İ.S. 2. yüzyılda yaygın bir şekilde görülen prizmal gövdeli ve
silindirik şişelere ait kulplardır. Bu şişeler kalıba üfleme tekniğinde
ya da serbest üfleme tekniğinde yapılmaktadır. Kalıba üfleme tekniğinde
olan örneklerde genellikle kaidenin alt kısmında konsantrik daireler ya
da daha değişik kabartmalar
yapılmaktadır. Keskin açılı, sık aralıklı
kaburgalı kulplarda; kulp sonradan omuza damlatılan cam hamurunun yukarı
çekilerek keskin bir açı ile döndürülerek ağız kenarının hemen altına
yapıştırılıp kesilmesi ile oluşurdu.
Altıgen şekilli şişelerde de Cladius-Neron Döneminde; keskin açılı, sık aralıklı kaburgalı kulplar, iki ya da üç kaburgadan oluşan kulplar kullanılmıştır. Keskin açılı, sık aralıklı kaburgalı kulplara sahip şişeler cidar kalınlıklarından dolayı günüüze kadar birçok yerleşimde sağlam olarak korunmuştur. Erken ve Orta Roma döneminde popüler olan bu kulplara sahip formlar, Geç Roma Dönemi’nde ise fazla görülmemekle birlikte birkaç örnek bilinmektedir. Sardis’te bulanan keskin açılı, sık aralıklı kaburgalı kulp Valentininan sikkesi (İ.S. 364-375) ile aynı tabakadan gelmiştir. Klaros’da Propylon Sektöründe iki sıra yivi korunmuş olan ancak simetrisinden üç sıra yivi olduğu anlaşılan ve olasılıkla altıgen bir şişeye ait olması gereken kulp parçası, bulunmuştur. Bu kulp parçasının oldukça benzer örnekleri İ.S. 2. yüzyıla ait şişelerde görülmektedir.
Slovakya Bratislava-Rusovce’de bulunan II.nolu mezar olarak
adlandırılan yerde bu tipte kulplu, kalıba üfleme teknikli, tabanda
konsantrik dairelerden oluşan kabartma bulunan şişe ele geçmiştir.
Kraskovska’ya göre
mavimsi-yeşil bu şişe renk ve form açısından
Batı Avrupa kökenli olasılıkla da
Kalıba Döküm Plakalar
Kalıba döküm plakalar farklı renklerdeki cam çubukların, istenilen dekora ya da boyutlara göre yanyana getirilmesi ve yüksek ısıda füzyon uygulanması ile oluşur. Kalıba döküm mozaik cam plakaların ne amaçla kullanıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, Grose bu parçaların boyutlarından ve şekillerinden dolayı, odaların ya da büyük tapınakların duvarlarını kaplamada kullanılmış olduklarını belirtmektedir. Kakma teknikli mozaik plakaların, mücevher kutularında, mobilyalarda, ya da başka ojelerde de kullanıldığı da bilinmektedir. Ayrıca kalıba döküm bu plakalarda, somut ögelerle, semboller, bitkisel motifler, kuşlar ve sürüngenler gibi hayvanlar kullanılmaktaydı. Hatta çok nadir olarak timsah betimi de bu plakalar üzerinde dekor olarak kullanılmıştır.
Yukarı Mısır’da Petrie
yerleşiminde bir mezar kazısında bu tipte cam palaka ele gemiştir.
