Antik camlar

 

 

Kandiller

 

 

3.9.1 Kadeh Kandiller

 

Doğu Akdeniz bölgesinde Geç Antik dönemde en yaygın günlük kullanım kaplarından olan kadehlerin bazen aydınlatmada da kullanıldıkları düşünülmektedir. Cam kandil ve kadehlerin kiliselerde sinagoglarda, evlerde genellikle bir arada ele geçmişlerdir. Kadehlerin aynı kandillerde olduğu gibi, bir madeni kıskacın tuttuğu fitil yardımı ile yakıldıkları bilinmektedir. Anemurium’daki (Anamur) nekropol kazılarında az sayıdaki cam kandile karşılık çok sayıda cam kadeh ve madeni fitil kıskacının bulunması, kadehlerin kandil olarak kullanıldıklarını göstermekte oldukça önemli bir kanıttır. Batı Anadolu’da sürdürülen İznik (Nikea) kazılarında 1982-1991 çok sayıda ayaklı kadeh parçası ele geçmiştir. Bu ele geçen buluntuların kalitesi ve yapım işçiliği bunların bize aynı atelye de yapıldıklarını göstermektedir. Kadeh kandillerin sığ ayaklı konveks kaideli tipleri erken Bizans döneminde yaygın olarak görülür. Sardis ve Antalya-Myra’da bu kadehlerin parelelleri İ.S. 5. ve 6. yüzyıllarda görülmektedir. Anemurium’da (Anamur) İ.S. 8. ve 9. yüzyılda, Gerasa’da İ.S: 7. yüzyıl ve Samaria’da İ.S. 8. yüzyılda aynı tipte kandiller görülmektedir. Harden; Karanis cam buluntuları arasında kadeh tiplerinin İ.S. 4. yüzyıla ya da daha sonraya ait olduğunu savunmaktadır.

 

Yunanistan-Thesalia’da bugün Nea Anchialos’daki küçük müzede çok sayıda geç Roma dönemine ait kadeh kaide parçaları bulunmuştur. Ancak bu parçaların bulunduğu yer kayıtlı değildir. Parçaların çoğu kadeh kaide parçası olup üst kısımları korunmamıştır. Başlıca renkler arasında açık yeşil ve sarı yeşilimsi-mavi, açık mavi ve kahverengi örneklerde bulunmaktadır. Şarap kadehi biçimindeki düzgün bir yüzey üzerine oturtulmuş olarak kullanılan kadeh kandillere daha geç dönemlerde de karşılaşmaktayız. Antalya-Demre Aziz Nikolaos Kilisesi kazılarında aydınlatma aracı olarak kadeh kandillerin kullanıldığı anlaşılmıştır. Kandillerin ağız çapları genel olarak 7 ile 8 cm. arasında yükseklikleri ise 8-10 cm. arasındadır. Mavimsi-yeşil en yoğun renktir. Bunun yanı sıra sarımsı-yeşil ikinci en çok görülen renktir. Pembe ise nadir olarak görülen renktir. Serbest üfleme tekniğinde yapılmış kandillerin ayak kısmı alet yardımıyla şekillendirilmiştir. Mevcut örneklerin cam hamuru az hava kabarcıklıdır ve yüzeyleri ise kısmen aşınmıştır. Kadeh kandillerin hemen hemen çoğu kaliteli camdan üretilmişlerdir. Çoğunlukla masif olan kandil ayaklarının kaideleri farklı biçimlerde yapılmışlardır.

 

Bir grup camda katlanmış kaide görülmektedir ki bu grup Geç Roma- Erken Bizans döneminde sıkça görülen bir formdur. Bir diğer grup ise kaide kenara doğru inceltilerek yassılaştırılarak biçimlendirilmiştir. İstanbul Saraçhane buluntuları arasında da bu tipte kadeh kandiller ele geçmiştir. Ancak bu benzer örnekler karaşık tabakada ele gçtiğinden olasılıkla İ.S. 10. yüzyıl ait olabileceği önerilmektedir. Hatay Müzesi’nde İ.S. 5. ile 7. yüzyıla tarihlenen dönemlerde sıkça görülen kadeh örnekleri sergilenmektedir. Hatay Müzesi’ndeki kandillerin lamba mı ya da içki kabı mı olarak hangisinin kullanıldığı kesin değildir. Çünkü bu buluntuların yerleri ve hangi şartlarda geldikleri bilinmemektedir. Ancak yayınlanmış benzer tiplerine göre Hatay Müzesi’nde bulunan kadehlerin İ.S. 5. ile 6. yüzyıla tarihlemek olasıdır.

 

 

3.9.2 Çubuklu Kandiller

 

Geç Roma döneminden itibaren çubuklu kandiller görülmektedir. Bu kandillerde çubuk polikandilyonun deliğinden geçirilir. Serbest üfleme tekniğinde yapılan bu kandillerin gövdeden çekilen çubukları aletle biçimlendirilmiş, İçi boş kandil çubuğu sivri bir araçla içi açılarak üretilmiştir. Tipolojik olarak beş grubta incelenen çubuklu kandiller zengin çeşitlenmeye sahiptirler. Antalya-Demre Aziz Nikolaos Kilisesi kazılarında masif çubuklu örnekler arasında içi boş olanlarda bulunmaktadır. Çubuklu kandillerin ağız çapları 7-9 cm. yükseklikleri ise 9.5-10 cm. arasında değişmektedir. En çok görülen renk ise mavimsi-yeşil dir. Bunun yanı sıra sarı yeşil renginin iki tonu ve genelde ender olan koyu yeşil renkte görülmektedir. 2003 yılı Aziz Nikolaos Kilisesi kazılarında ortaya çıkarılan 1375 parça cam parçası arasında çubuklu kandillerde yer almaktadır. Masif çubuklar elde aletle değiştirilmiştir. Cam üretiminde görülen yoğun hava kabarcıkları seri üretimi işaret eder. Bazı örnekler ise oldukça kaliteli camdan yapılmışlardır.  Kıbrıs sürdürülen kazılarda da çubuklu kandil tipleri ortaya çıkarılmıştır. Bu parçalar açık yeşil ve yeşil renkte camdan yapılmışlardır.

 

Bilinen en erken tarihli boğumlu çubuklu kandiller İ.S. 4.- 5. yüzyılda İsrail’de Beit Sheon kazısında kilise içinde polikandilyonlarla birlikte ele geçmiştir. Masif çubuklu kandiller arasında alt kısmı bilye biçiminde şekillendirilmiş örnekler yer almaktadır. Bu tip kandillerin kadeh geçişleri de “S” kıvrımlıdır. Karakteristik biçimleri ile dikkati çeken bu tip kandillerin İ.S. 9. ile 11.yüzyılda Mısır-Fustat ve Serçe Limanı buluntularında karşımıza çıkar. Çubuklu kandiller arasında en yoğun grubu oluşturan masif ve düz çubuklu örnekler biçim ve boyut açısından İstanbul Saraçhane buluntuları ile benzerlik gösterir. Bu tipin parelel örnekleri ise İ.S. 11 ile 13. yüzyıllar arasına tarihlendirilmektedir.  Hatta bu tip kandiller İslam sanatında “cami kandilleri” olarak bilinen ve zengin süslemelere sahip olan çubuk kandillerin gelişmiş biçimleri oldukları bilinmektedir. Günümüz de hala camilerde bu tipte polikandilyon içlerinde çubuklu kandilleri camilerde görmekteyiz.

 

3.9.3 Kulplu Kandiller

 

Kulplu kandiller de çubuklu kandiller gibi kullanım kolaylığı dolayısıyla geç Roma döneminden itibaren tercih edilmişlerdir.Kulplu kandillerin bilinen en eski örneği İ.S. 4 yüzyıla aittir. Kase biçimindeki kandillerin ağız kenarında veya gövdesi üzerinde madeni askıların takıldığı kulplar bulunduğu için bu şekilde tanımlanır.Bu kandillerin en güzel örnekleri Venedik San Marco hazinesindedir.Bunlar büyük olasılıkla Latin işgali sırasında Venedik’e götürülmüş eserlerdir. Antalya-Demre Aziz Nikolaos Kilisesi kazılarında sayısal ve çeşitlilik açısından cam kandiller içinde en zengin grubu kulplu cam kandiller oluşturmaktadır. Zemine oturan kaideleri dışa katlı ve yüksek olan örneklerin dışında vurma dipli kaidelere sahip örnekleride bulunmaktadır. Bunlar arasında dışbukey kaideli kandiller bir zemine oturmadıklarından yalnızca asılarak kullanılmışlardır. Kulplar genellikle gövde üzerinde ve yassılaştırılmıştır. Bunun yanısıra kulbu ağız kenarında olan örneklerde tespit edilmiştir. Kandillerin ortalama ağızları 10-14 cm. yükseklikleri ise 10-12 cm’dir.

 

Kulplu kandillerin asılabilmeleri için genellikle bronz askılar kullanılmıştır. Sardis ve Anamur kazılarında bu tipte askılar ele geçmiştir. Bunlar üstteki bir bronz çengel ve buna bağlanmış diğer üç çengelden oluşmaktadırlar. Üstteki çengel askıyı tavana tutturmayı alttaki üç çengel ise cam kandilleri taşımaya yaramaktadır.

 

Kulplu kandillerin genellikle renksiz camdan yapıldığı görülür. Bunun yanında mavimsi-yeşil ve sarımsı-yeşil renkte örnekler de yer almaktadır. Az sayıda görülen pembe ve koyu yeşil renkler genelde Demre buluntuları içinde enderdir. Sebest üfleme tekniğinde yapılan kandillerin kaide ve kulpları aletle biçimlendirilmiştir. Az sayıdaki kaliteli cam kandillerin dışında genelde cam hamuru yoğun bir şekilde hava kabarcıkları içermektedir. Erken dönem kandilleri arasında kulbu ağız kenarında yer alan örnekler dikkati çeker. Kandil ağzının kenarındaki kulplar yukarı çekik biçimlendirilmiştir. Kulplu kandillerde İ.S. 5. ve 6. yüzyıldan itibaren görülen bu tiplerin parelelleri İstanbul, Anadolu ve Yakın Doğu yerleşimlerinde görülmektedir. Demre Aziz Nikolaos Kilisesi kazılarında ortaya çıkarılan bu formda kandiller arasında renksiz gövde üzerine mavi renkte cam lifi ve buna uyum sağlayan mavi kulplu örnekler dikkati çeker. Mavi cam ipliğinden yapılan dekorları erken dönemlerden itibaren görmekteyiz. Bu tekniğinin kullanımının İ.S. 8. yüzyılda yoğunluk kazandığını özellikle Yakın Doğu cam üretiminde popüler hale geldiği bilinmektedir.

 

Modern çağlarda; Filistin’de ve Yunanistan’da cam kandillerin yakılmasında kullanılan yöntemin erken dönemlerde geçerli olduğu düşünülmektedir. Bu yönteme göre; cam kandilin dörtte üçü su ile üst tarafı ise yağ ile doldurulmuştur. Fitil ise bir mantar parçasına ya da metal bir kıskaca tutturularak su ve yağ ile doldurulmuş kandilin içinde yakılmaktadır. Metal kıskaçların ise bugüne kadar iki çeşidinin olduğu saptanmıştır:

 

1.tip; kıskaç bast bir metal bant şeklindedir. Bandın bir ucu cam kandilin kenarına katlanarak otutturulmakta: diğer ucu ise içine fitilin girmesine uygun bir tüp biçiminde hazırlanmaktadır.  

2.tip; kıskaç ise, ilkinden ana hatları ile farklı değildir ancak, fitilin yerleştirilmesine yarayan tüp biçimli uçta, fitilin daha sağlam durmasına yarayan bir bakır bant bulunmaktadır.