Antik camlar
A)ÜFLEME TEKNİKLERİ
A.1. Serbest Üfleme Tekniği
A.2. Kalıba Üfleme Tekniği
B)ÜFLEME TEKNİĞİNİN KULLANILDIĞI DEKOR ÇEŞİTLERİ
B.1. Zarte Rippenschalen
B.2. Cameo Teknikli Cam Kaseler
B.3. Mine Teknikli Kaseler
B.4. Kazıma ya da Kesme Dekorlu Kaseler
a) Kesme Yatay Yivli Kaseler
b) Kazıma Çizgilerle Yapılan Dekorlu Kaseler
C)ÜFLEME TEKNİĞİNİN UYGULANDIĞI KASE FORMLARI VE ÜRETİM YERLERİ
C.1. Erken İmparatorluk Dönemi
C.2. Orta İmparatorluk Dönemi
C.3. Geç İmparatorluk Dönemi
A)ÜFLEME TEKNİKLERİ
A.1. Serbest Üfleme Tekniği
Serbest üfleme tekniğinin bulunuşu, cam tarihinde daha sonra ki yıllar için bir
devrim niteliğindedir. Serbest üfleme tekniğinin başlangıcı ile ilgili çok
sayıda önemli buluntu ele geçmiş olsa bile hala toplanan parçalara bilimsel
anlamda tam olarak güvenmek zordur. Gerçekten de üfleme tekniğiyle ilgili olarak
sorulan temel sorular; nerde, ne zaman, nasıl henüz kesin bir biçimde
cevaplanmamıştır. 1971de İsrail'in eski yerleşimi olan Jewish Quarterda
sürdürülen kazılar konuyu biraz olsun aydınlatmıştır. Bu bölgede, şu ana kadar
tespit edilmiş en erken üfleme tekniğiyle yapılmış camlar bulunmuştur. Üfleme
tekniğiyle yapılmış olan bu cam formları, metalden yapılmış üfleme çubuklarıyla
değil, cam üfleme çubukları ile yapılmışlardır. Üfleme tekniğinin
uygulanabilmesi için cam üfleme çubuğunun bir tarafının kapatılması daha sonra
ateşe tutularak esnekleştirip, sonrada üflenmesi gerekiyordu. İ.Ö.19.yy.a
tarihlenen Mısır, Beni Hasan'da ki mezar resimlerinde cam üfleme ustalarının
betimlendiği savunulmuştur. Fakat daha sonra bu resimlerde betimlenen ustaların,
kömür ateşini üflemede körük yerine içi boş, çubuklar kullandıkları ortaya
çıkmıştır. Serbest üfleme tekniğin bulunuşunun en önemli sonuçları ise artık
seri bir şekilde üretime geçilmesi ve bunun sonucunda talebin artmasıyla sofra
kapları arasında tercih edilen bir malzeme olmaya başlamasıdır.
Siphnosda II. Dünya savaşından önce yapılmış, Romadan sürgün edilen ailelerin
mezarlarındaki kazılarda, üfleme tekniğiyle yapılmış kaseler bulunmuştur. Fakat
bunlar savaş sırasında kaybedilmişlerdir. Üfleme tekniğiyle yapılmış cam kaplar
Augustus dönemine kadar pek yaygın değildir. Augustus dönemine ait erken serbest
üfleme camlar Akdeniz'in Batısında, İtalya'nın Kuzeyinde ve Locarna bölgesinde
görülmektedir. Ancak bu dönemden sonra üretimleri oldukça artmışdır ki Mısırdan
İtalya'ya ithal edilen camlara Aurelius döneminde vergi konulmuştur. İ.S. 1.
yy.da kalıba döküm kaseler artık çok az üretilmeye başlanmış yerini serbest
üfleme kaselere bırakmışlardır. En önemli özelliği inceliği ve hafifliği olan
serbest üfleme kaseler, ilk dört yüzyıl boyunca, Suriye, Filistin, İskenderiye,
Anadolu ve Avrupa'nın bir kısım yerleşim yerlerini içine alan Roma
İmparatorluğu'nun sınırları içerisinde kalan yerleşimlerde yaygın bir şekilde
görülmektedir. Pompeide Julia Felixin evindeki duvar resimlerinde, içine meyve
konulmuş, halka kaideli, kulpsuz çan kratere benzeyen üfleme tekniğinde yapılmış
bir kase betimlenmiştir. Bu duvar resminin, İ.Ö. 1. yy.ın ikinci yarısında
yapıldığı düşünülmektedir. Roma döneminde cam teknolojisinde serbest üfleme
tekniğinin bulunması ve üretimin hızlanmasıyla, cam endüstrisi artık az ya da
çok üretilen seramik formlarının yerini aldığı söylenebilir.
A.2. Kalıba Üfleme Tekniği
Kalıba üfleme tekniğinde, kalıp olarak pişmiş toprak ya da ıslak tahta kalıplar
kullanılır. Cam üfleme çubuğunun ucuna alınan erimiş durumdaki cam pişmiş toprak
ya da ıslak tahta kalıbın içine sokularak kalıbın şeklini alana kadar şişirilir.
Yüksek sıcaklıkta olan cam, eğer ıslak tahta kalıp kullanılıyorsa kısa zamanda
tamamlanması gerekir. Kalıplar istenilen forma göre iki ya da daha çok kalıptan
oluşabilir. Kalıba üfleme tekniğinin ilk kez uygulandığı yer olarak, genellikle
Doğu Akdeniz Bölgesi kabul edilir. Gerçekten de bu bölgedeki Sidonian ve
Roma-Suriye bölgesinde, kalıba üfleme tekniğinin oldukça sık uygulandığı
örnekler görülmektedir. Serbest üfleme tekniğinin ilk kez uygulandığı bu bölgede
daha sonra kalıba üfleme tekniğinin keşfedildiği yaygın bir görüştür. Serbest
üfleme tekniği ile kalıba üfleme tekniği arasında, şu zamana kadar ele geçirilen
arkeolojik buluntular ışığında yetmiş yıllık bir zaman farkı bulunduğu tespit
edilmiştir. Kalıba üfleme tekniği İ.S. 1.yy.ın ikinci ve üçüncü çeyreğinden
sonra elli yıllık bir dönem daha yaygın olarak devam etmiştir. İ.S. 1.yy.ın ilk
yarısında yaşamış olan kalıba döküm teknikli kap formları yapmış olan en ünlü
eser üreticisi Enniondur. Ennion;un önceleri Sidonianda daha sonra da İtalyada
kalıba üfleme tekniğinde cam kaplar genellikle beaker yapmıştır fakat bunun yanı
sıra kase formlarıda yaptığı bilinir.
B)ÜFLEME TEKNİKLİ KASELERDE KULLANILAN DEKOR(SÜSLEME) ÇEŞİTLERİ
B.1. Zarte Rippenschalen
Genellikle küçük boyutlu, serbest üfleme tekniğiyle yapılmış kaselerde, opak
beyaz cam ipliğinin renkli cam üzerine eklenmesiyle ya da gövdenin aletle
sıkıştırılmasıyla oluşturulan bir dekor tekniğidir. İ.S. 1.yy.ın ortalarından
sonra görülmeye başlanır ve Flavius dönemine kadar da kullanımına devam
edilmiştir. Bu dönemden sonra ise bu form ortadan kalkmıştır. Kuzey İtalya'da
çok sayıda bu forma sahip cam ipliği dekorlu, Zarte Rippenschalen kaseler ele
geçmiştir. Aynı zamanda Kıbrıs, Suriye, Batı Anadolu ve başka merkezlerde de
benzer örnekler görülmektedir. Sardis’te de Roma Erken İmparatorluk
dönemine tarihlenen tabakalarda Zarte Rippenschalen” kaseler
görülmektedir. Ayrıca Split'tede, İ.S. 1.yyın ikinci ve üçüncü çeyreğine
tarihlenen Zarte Rippenschalen kaseler bulunmuştur. Bu çeşit süslemeli kase
formları Kuzey İtalya'da İ.S. 1.yyın ortalarından sonraya tarihlendirilen
konteks buluntular ele geçmiştir. Bu kaselerin hemen hemen tümünde cam ipliğinin
traşlanmasından kaynaklanan izler görülmektedir. Fakat Samothrace mezarlarında
serbest üfleme tekniğiyle yapılmış cam ipliği dekorlu Zarte Rippenschalen olarak
adlandırılan kaburgalı kaselerin hiçbirinde bu izlere rastlanmamakadır.
B.2.) Cameo Teknikli Cam Kaseler
Cameo tekniği; mücevher yapımında özellikle pendant, gemma, yüzük taşlarının
yapımında Hellenistik dönemden başlayarak ilk uygulama alanı bulmuştur. Cameo
tekniği, renkli taşların üst üste konması ve en alttaki tabakanın fon
oluşturacak şekilde üsttekilerinin kabartma biçiminde işlenmesi prensibine
dayanan bir dekor tekniğidir. Bu yarı değerli taşlarda cameo tekniğinin en çok
kullanıldığı taş, onyxdir. Roma döneminde cam kaplara uygulanan bu teknik, cam
ustaları için renk seçimlerinde oldukça dikkat gerektiren zahmetli bir dekor
tekniğiydi. Bu nedenden dolayı pratikte hiçbir zaman yaygın duruma gelmemiştir.
Roma dönemi cameo teknikli camlarda iki dönem saptanmıştır. İlk dönem, erken
imparatorluk dönemidir. Bu dönem yaklaşık olarak İ.Ö.25 ile İ.S. 50, 60 yılları
arasındaki zaman dilimidir. İkinci dönem ise geç imparatorluk dönemidir. Bu
dönemde İ.S. 3.yy.ın ortaları ile İ.S. 4.yy.ın ortalarıdır. Fakat bu dönem
sadece bir adet cameo tekniğinde cam bulunmuştur. Cameo dekor tekniği; serbest
üfleme, kalıba döküm ve cam panellerde kullanım alanı bulmuştur. Türkiyenin
Karadeniz sahillerinde antik adı Herakleia Pontika olan günümüzdeki adı ise
Karadeniz Ereğlisi olan bölgede cameo dekor tekniğiyle yapılmış, Morgan adı
verilen kase bulunmuştur. Whitehouse, Morgan kabının kalıba döküm ya da serbest
üfleme tekniğinde yapılmış olduğunu belirtir. Morgan kasesi, şeffav mavi üzerine
opak beyaz camdan yapılmıştır. Üzerindeki betimlemede Dionizyak bir ritüel
gerçekleştirilmektedir.
B.3.) Mine Teknikli Kaseler
Beat Rütti, emaye tekniğinin, günümüzde uygulanışıyla; cam tozlarının cama
yapıştırılması, metal oksit sayesinde camın boyanması, yağ ya da su ile
boyanacak alanın sınırlandırılması, fırça ile boyanın camın yüzeyine uygulanması
gibi aşamalarının oldukça benzer olmasına rağmen erken dönemlerde bu tekniğin
cam kaplara nasıl uygulandığının tam olarak bilinmediğini vurgular. Bu
aşamalardan sonra camın yüzeyindeki boyanın firnis haline gelene kadar fırında
ateşe tutulduğunu fakat camın bu ateşe tutulması esnasında önemli olan camın
yüksek ateşten daha az ateşe tutularak camın her noktasının yumuşatılması
gerektiğini söyler. Bu teknik büyük bir ustalık gerektirdiğinden emaye tekniğini
kullanabilecek yetenekte çok az cam ustası olmuştur. Emaye tekniğinde yapılmış
cam kapların kökeninin nerde ve ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmemektedir.
Fakat bunların metal emaye teknikle olan yakın benzerliklerinden dolayı,
kökeninin Doğu Akdeniz olabileceğine inanılır. En erken emaye tekniğinde
yapılmış kaseler kesinlikle İ.Ö.1.yy.ın sonları ile İ.S.1.yy.ın başlarına
tarihlenmektedir. Emaye tekniğinde yapılan süslemelerde kuşlar yaygın bir motif
olarak görülür. Bunun dışında sarmaşık yaprakları, üzüm dalının bıyıkları (tendrils)
gibi motifler de kullanılmıştır.
|
B.4. Kazıma ya da Kesme Dekorlu&Süslemeli Kaseler |