Antik camlar 

A)ÜFLEME TEKNİKLERİ


A.1. Serbest Üfleme Tekniği

A.2. Kalıba Üfleme Tekniği


B)ÜFLEME TEKNİĞİNİN KULLANILDIĞI DEKOR ÇEŞİTLERİ


B.1. Zarte Rippenschalen

B.2. Cameo Teknikli Cam Kaseler

B.3. Mine Teknikli Kaseler

B.4. Kazıma ya da Kesme Dekorlu Kaseler

a) Kesme Yatay Yivli Kaseler

b) Kazıma Çizgilerle Yapılan Dekorlu Kaseler



C)ÜFLEME TEKNİĞİNİN UYGULANDIĞI KASE FORMLARI VE ÜRETİM YERLERİ



C.1. Erken İmparatorluk Dönemi

C.2. Orta İmparatorluk Dönemi

C.3. Geç İmparatorluk Dönemi



A)ÜFLEME TEKNİKLERİ


A.1. Serbest Üfleme Tekniği


Serbest üfleme tekniğinin bulunuşu, cam tarihinde daha sonra ki yıllar için bir devrim niteliğindedir. Serbest üfleme tekniğinin başlangıcı ile ilgili çok sayıda önemli buluntu ele geçmiş olsa bile hala toplanan parçalara bilimsel anlamda tam olarak güvenmek zordur. Gerçekten de üfleme tekniğiyle ilgili olarak sorulan temel sorular; nerde, ne zaman, nasıl henüz kesin bir biçimde cevaplanmamıştır. 1971de İsrail'in eski yerleşimi olan Jewish Quarterda sürdürülen kazılar konuyu biraz olsun aydınlatmıştır. Bu bölgede, şu ana kadar tespit edilmiş en erken üfleme tekniğiyle yapılmış camlar bulunmuştur. Üfleme tekniğiyle yapılmış olan bu cam formları, metalden yapılmış üfleme çubuklarıyla değil, cam üfleme çubukları ile yapılmışlardır. Üfleme tekniğinin uygulanabilmesi için cam üfleme çubuğunun bir tarafının kapatılması daha sonra ateşe tutularak esnekleştirip, sonrada üflenmesi gerekiyordu. İ.Ö.19.yy.a tarihlenen Mısır, Beni Hasan'da ki mezar resimlerinde cam üfleme ustalarının betimlendiği savunulmuştur. Fakat daha sonra bu resimlerde betimlenen ustaların, kömür ateşini üflemede körük yerine içi boş, çubuklar kullandıkları ortaya çıkmıştır. Serbest üfleme tekniğin bulunuşunun en önemli sonuçları ise artık seri bir şekilde üretime geçilmesi ve bunun sonucunda talebin artmasıyla sofra kapları arasında tercih edilen bir malzeme olmaya başlamasıdır.
Siphnosda II. Dünya savaşından önce yapılmış, Romadan sürgün edilen ailelerin mezarlarındaki kazılarda, üfleme tekniğiyle yapılmış kaseler bulunmuştur. Fakat bunlar savaş sırasında kaybedilmişlerdir. Üfleme tekniğiyle yapılmış cam kaplar Augustus dönemine kadar pek yaygın değildir. Augustus dönemine ait erken serbest üfleme camlar Akdeniz'in Batısında, İtalya'nın Kuzeyinde ve Locarna bölgesinde görülmektedir. Ancak bu dönemden sonra üretimleri oldukça artmışdır ki Mısırdan İtalya'ya ithal edilen camlara Aurelius döneminde vergi konulmuştur. İ.S. 1. yy.da kalıba döküm kaseler artık çok az üretilmeye başlanmış yerini serbest üfleme kaselere bırakmışlardır. En önemli özelliği inceliği ve hafifliği olan serbest üfleme kaseler, ilk dört yüzyıl boyunca, Suriye, Filistin, İskenderiye, Anadolu ve Avrupa'nın bir kısım yerleşim yerlerini içine alan Roma İmparatorluğu'nun sınırları içerisinde kalan yerleşimlerde yaygın bir şekilde görülmektedir. Pompeide Julia Felixin evindeki duvar resimlerinde, içine meyve konulmuş, halka kaideli, kulpsuz çan kratere benzeyen üfleme tekniğinde yapılmış bir kase betimlenmiştir. Bu duvar resminin, İ.Ö. 1. yy.ın ikinci yarısında yapıldığı düşünülmektedir. Roma döneminde cam teknolojisinde serbest üfleme tekniğinin bulunması ve üretimin hızlanmasıyla, cam endüstrisi artık az ya da çok üretilen seramik formlarının yerini aldığı söylenebilir.


A.2. Kalıba Üfleme Tekniği

Kalıba üfleme tekniğinde, kalıp olarak pişmiş toprak ya da ıslak tahta kalıplar kullanılır. Cam üfleme çubuğunun ucuna alınan erimiş durumdaki cam pişmiş toprak ya da ıslak tahta kalıbın içine sokularak kalıbın şeklini alana kadar şişirilir. Yüksek sıcaklıkta olan cam, eğer ıslak tahta kalıp kullanılıyorsa kısa zamanda tamamlanması gerekir. Kalıplar istenilen forma göre iki ya da daha çok kalıptan oluşabilir. Kalıba üfleme tekniğinin ilk kez uygulandığı yer olarak, genellikle Doğu Akdeniz Bölgesi kabul edilir. Gerçekten de bu bölgedeki Sidonian ve Roma-Suriye bölgesinde, kalıba üfleme tekniğinin oldukça sık uygulandığı örnekler görülmektedir. Serbest üfleme tekniğinin ilk kez uygulandığı bu bölgede daha sonra kalıba üfleme tekniğinin keşfedildiği yaygın bir görüştür. Serbest üfleme tekniği ile kalıba üfleme tekniği arasında, şu zamana kadar ele geçirilen arkeolojik buluntular ışığında yetmiş yıllık bir zaman farkı bulunduğu tespit edilmiştir. Kalıba üfleme tekniği İ.S. 1.yy.ın ikinci ve üçüncü çeyreğinden sonra elli yıllık bir dönem daha yaygın olarak devam etmiştir. İ.S. 1.yy.ın ilk yarısında yaşamış olan kalıba döküm teknikli kap formları yapmış olan en ünlü eser üreticisi Enniondur. Ennion;un önceleri Sidonianda daha sonra da İtalyada kalıba üfleme tekniğinde cam kaplar genellikle beaker yapmıştır fakat bunun yanı sıra kase formlarıda yaptığı bilinir.



B)ÜFLEME TEKNİKLİ KASELERDE KULLANILAN DEKOR(SÜSLEME) ÇEŞİTLERİ


B.1. Zarte Rippenschalen

Genellikle küçük boyutlu, serbest üfleme tekniğiyle yapılmış kaselerde, opak beyaz cam ipliğinin renkli cam üzerine eklenmesiyle ya da gövdenin aletle sıkıştırılmasıyla oluşturulan bir dekor tekniğidir. İ.S. 1.yy.ın ortalarından sonra görülmeye başlanır ve Flavius dönemine kadar da kullanımına devam edilmiştir. Bu dönemden sonra ise bu form ortadan kalkmıştır. Kuzey İtalya'da çok sayıda bu forma sahip cam ipliği dekorlu, Zarte Rippenschalen kaseler ele geçmiştir. Aynı zamanda Kıbrıs, Suriye, Batı Anadolu ve başka merkezlerde de benzer örnekler görülmektedir. Sardis’te de Roma Erken İmparatorluk dönemine tarihlenen tabakalarda Zarte Rippenschalen” kaseler görülmektedir. Ayrıca Split'tede, İ.S. 1.yyın ikinci ve üçüncü çeyreğine tarihlenen Zarte Rippenschalen kaseler bulunmuştur. Bu çeşit süslemeli kase formları Kuzey İtalya'da İ.S. 1.yyın ortalarından sonraya tarihlendirilen konteks buluntular ele geçmiştir. Bu kaselerin hemen hemen tümünde cam ipliğinin traşlanmasından kaynaklanan izler görülmektedir. Fakat Samothrace mezarlarında serbest üfleme tekniğiyle yapılmış cam ipliği dekorlu Zarte Rippenschalen olarak adlandırılan kaburgalı kaselerin hiçbirinde bu izlere rastlanmamakadır.

B.2.) Cameo Teknikli Cam Kaseler

Cameo tekniği; mücevher yapımında özellikle pendant, gemma, yüzük taşlarının yapımında Hellenistik dönemden başlayarak ilk uygulama alanı bulmuştur. Cameo tekniği, renkli taşların üst üste konması ve en alttaki tabakanın fon oluşturacak şekilde üsttekilerinin kabartma biçiminde işlenmesi prensibine dayanan bir dekor tekniğidir. Bu yarı değerli taşlarda cameo tekniğinin en çok kullanıldığı taş, onyxdir. Roma döneminde cam kaplara uygulanan bu teknik, cam ustaları için renk seçimlerinde oldukça dikkat gerektiren zahmetli bir dekor tekniğiydi. Bu nedenden dolayı pratikte hiçbir zaman yaygın duruma gelmemiştir. Roma dönemi cameo teknikli camlarda iki dönem saptanmıştır. İlk dönem, erken imparatorluk dönemidir. Bu dönem yaklaşık olarak İ.Ö.25 ile İ.S. 50, 60 yılları arasındaki zaman dilimidir. İkinci dönem ise geç imparatorluk dönemidir. Bu dönemde İ.S. 3.yy.ın ortaları ile İ.S. 4.yy.ın ortalarıdır. Fakat bu dönem sadece bir adet cameo tekniğinde cam bulunmuştur. Cameo dekor tekniği; serbest üfleme, kalıba döküm ve cam panellerde kullanım alanı bulmuştur. Türkiyenin Karadeniz sahillerinde antik adı Herakleia Pontika olan günümüzdeki adı ise Karadeniz Ereğlisi olan bölgede cameo dekor tekniğiyle yapılmış, Morgan adı verilen kase bulunmuştur. Whitehouse, Morgan kabının kalıba döküm ya da serbest üfleme tekniğinde yapılmış olduğunu belirtir. Morgan kasesi, şeffav mavi üzerine opak beyaz camdan yapılmıştır. Üzerindeki betimlemede Dionizyak bir ritüel gerçekleştirilmektedir.


B.3.) Mine Teknikli Kaseler

Beat Rütti, emaye tekniğinin, günümüzde uygulanışıyla; cam tozlarının cama yapıştırılması, metal oksit sayesinde camın boyanması, yağ ya da su ile boyanacak alanın sınırlandırılması, fırça ile boyanın camın yüzeyine uygulanması gibi aşamalarının oldukça benzer olmasına rağmen erken dönemlerde bu tekniğin cam kaplara nasıl uygulandığının tam olarak bilinmediğini vurgular. Bu aşamalardan sonra camın yüzeyindeki boyanın firnis haline gelene kadar fırında ateşe tutulduğunu fakat camın bu ateşe tutulması esnasında önemli olan camın yüksek ateşten daha az ateşe tutularak camın her noktasının yumuşatılması gerektiğini söyler. Bu teknik büyük bir ustalık gerektirdiğinden emaye tekniğini kullanabilecek yetenekte çok az cam ustası olmuştur. Emaye tekniğinde yapılmış cam kapların kökeninin nerde ve ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmemektedir. Fakat bunların metal emaye teknikle olan yakın benzerliklerinden dolayı, kökeninin Doğu Akdeniz olabileceğine inanılır. En erken emaye tekniğinde yapılmış kaseler kesinlikle İ.Ö.1.yy.ın sonları ile İ.S.1.yy.ın başlarına tarihlenmektedir. Emaye tekniğinde yapılan süslemelerde kuşlar yaygın bir motif olarak görülür. Bunun dışında sarmaşık yaprakları, üzüm dalının bıyıkları (tendrils) gibi motifler de kullanılmıştır.

B.4. Kazıma ya da Kesme Dekorlu&Süslemeli Kaseler

a) Kesme Yatay Yivli Kaseler

Kesme dekorlu kaplar arasında başlıca form; Isingsin form 12. olarak belirttiği kaselerdir. Bunlar daha erken örneklerdeki metal ve seramiklerin taklidi olarak ortaya çıkmış olan içki kaplarının serbest üfleme tekniği ile yapılmış benzerleridir. Bu formlarda gövde ağıza doğru daralır, genellikle ağzın dış kısmında ve gövdede yatay kesme yivler bulunmaktadır. Kesme dekorlu bu kaseler İ.S. 1.yy.ın ortalarında oldukça yaygın bir şekilde görülmektedir.
Antik Dönemde cam kaselerde uygulanan kesme dekor; üç farklı yöntem ile yapılabiliyordu:
1. El aletletleriyle; örneğin törpü, keski, graver(oyma kalemi) ile yapılabiliyordu.
2. Çarkta cam kase döndürülürken, aletle kazıma ya da traşlanma uygulanabiliyordu.
3. Torna tezgahında kesme ise kap torna tezgahında döndürülürken kesme aleti dekor yapılacak camın karşısında tutulur ve istenilen dekor yapılırdı.
Bu yöntemler elbette kase soğutulduktan sonra yapılıyordu. Bu nedenle camı yapan ustayla daha sonra cama dekor ekleyen usta arasında bir paylaşım oluşuyordu. Romalılar tamamen bu ayrımın gerekliğinin farkındaydı. Bu nedenle de camı yapan ustaya vitrearii, dekor ekleyen ustaya ise diatretari diyorlardı. Cam kaselerdeki bu tür kesme dekorların kökeni olarak bunların gem ve değerli taşların kesiminden etkilenilerek yapıldığı düüşüncesi genel olarak kabul edilen bir yargıdır.


b) Kazıma Çizgilerle Yapılan Dekorlu Kaseler

Harden, çarkta kazıma dekorlu çift yazılı kaselerin kökenin dekor ve içerik açısından oldukça benzer olduğunu ve bunların olasılıkla Batı Anadolu da bir atölyede üretildiğini savunur. Sorakina ise bu atölyelerin Anadolu sahillerinde olasılıkla Pergamon yakınlarında bulunduğunu ileri sürer. İsings ise cam kaselerdeki Grekçe yazıların Yunanlı sanatçılar tarafından ya da Yunanlı müşteriler için üretidiğini ve İ.Ö. 3 ve 4.yy. boyunca kullanılan bu camların kökeninin büyük olasılıkla yakın doğu olduğunu savunur . Kazıma çizgilerle dekore edilmiş olan camlara Roma imparatorluğu sınırları içerisinde rastlamak mümkündü. Ancak Batı Anadolu bölgesi diğer üretim bölgelerine göre daha kaliteli üretim yaptığı için diğer bölgelere göre daha ön plandadır.



D)ÜFLEME TEKNİĞİNİN UYGULANDIĞI KASE FORMLARI VE ÜRETİM YERLERİ


C.1. Erken İmparatorluk Dönemi

İ.Ö. 30 yıllarında, Romanın Doğu Akdeniz seferleri sonucunda Caesar, Sidoniondan İskenderiyeden cam ustalarını Romaya getirir. Zaman içerisinde Cumae ve Liternum arasındaki kıyıda, Romada Napoli yakınlarında Puteolide ve birçok yörede cam yapım atölyeleri kurulur. Erken imparatorluk döneminde yaygın form Isings form 12 ile belirtilen, serbest üfleme tekniğinde yapılmış, hafif içe dönük ağızlı, kesme dekor teknikli derin kase formlarıdır. Derin kase formlarından imparatorluk sınırları içerisinde çok sayıda tarihlendirilebilen örnekler ele geçmiştir. Trierdeki İ.S. 1.yy.ın ortalarına tarihlendirilen mezarlardan Claudius-Nero dönemine ait örnekler bilinmektedir. Kıbrısta Episkopideki mezarlarından birinde, kesme dekorlu, derin kase formu ele geçmiştir. Bu ele geçen örnek İ.S.1.yy.ın ortalarına tarihlenir. Türkiye’de Afyon müzesinde de kesme yivli derin kase formları sergilenmektedir. Bunların buluntu yeri olarak Manisa civarlarındaki Kalınharman köyü gösterilmektedir. Köyceğizde bulunan ve şu anda Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesinde sergilenmekte olan kesme dekorlu derin kase örneği bilinmektedir. Bu kase de tarih olarak erken imparatorluk dönemine, İ.S. 1.yy.a verilmektedir. İzmirdeki Tire müzesinde de kesme dokurlu, İ.S. 1.yy.ın ortalarına tarihlenen derin kase örnekleri sergilenmektedir.
Diyarbakır& daki Üçtepe kazısında çarkta kesme dekorlu Erken Roma imparatorluk dönemi cam kaseleri bulunmuştur. Bu kaselerin bazılarında, çentik şekilli kesme dekor tekniği uygulanmıştır. Bu dekor tekniğinin benzer örneklerini Kıbrıstaki Kourion ve Paphlagoniadaki Seyisoğlu yanı sıra Ephesus ve Sardiste görmekteyiz. Cam kaseler üzerindeki çentik şeklinin esinlenme kaynağı olarak Doğu üretimi kırmızı sırlı seramik gösterilir. Gerçekten de bu kaplar üzerinde bu çeşit dekorlar bulunmaktadır. Üçtepede ortaya çıkarılan cam kaselerde görülen diğer bir kesme dekor tekniği ise, oval faseta(oyuk) dır. İ.S. 1. yy.da Romalı cam ustaları oval faseta dekor tekniğini sıkça kullanmışlardır. Her iki dekor tekniğide genellikle yarıküresel ve dik kenarlı kaselerde görülür ve bunlarda yatay çarkta kesme yivler de bulunmaktadır. Çarkta kesme dekorlu kaselerin, açık ve kapalı olmak üzere birçok farklı çeşitleri kullanılmıştır. Son yıllarda Türkiyede; Sagalassos, Satala ve Tillede benzer bir çok yerleşimde kesme dekor teknikli kaselere rastlanmıştır. Hayes, kazıma dekorlu derin kaseler için Batı örneklerinin üretim yerlerinin Kuzey İtalya olduğunu, Doğu örneklerinin ise üretim yerlerinin Suriyede aranması gerektiğini savunur. Serbest üfleme tekniğinde yapılmış “Zarte Rippenschalen olarak adlandırılan cam ipliğinden ya da sıkıştırılmayla yapılmış kaburgalara sahip cam kaseler ise, Sicilyada Morgantina yerleşiminde yaygın bir form olarak karşımıza çıkar. Kaburgalı kase yapım geleneğinin serbest üfleme tekniğine uygalanan bir çeşidi olarak ortaya çıkan Zarte Rippenschalen kaselerin, İzmir müzesinde ve Bolu müzesinde benzer örnekleri sergilenmektedir.
Roma erken imparatorluk döneminde, emaye tekniğiyle yapılmış, serbest üfleme derin kase formları özellikle İ.S. 1 yy. boyunca oldukça yaygın bir şekilde görülmektedir. Locarna-Muraltosdan bir mezar buluntusu olarak bulunmuş olan emaye dekor teknikli derin kase formu olasılıkla Claudias dönemine tarihlenir. Pompeiide bu çeşit kase parçası bulunmuştur ve bunun İ.S. 79dan sonra olması ihtimali yoktur.(Termunus ante quem) Emaye dekor teknikli derin kase formlarına bir örnekte Yunanistanda bulunmuştur. İ.S.1.yy.ın üçüncü çeyreğine tarihlenen bu formun ağız kenarında hafif yatay kazıma yiv bulunmakta, gövdede ise ördek ve bitkisel bezemeler bulunmaktadır. Kalıba üfleme kaburgalı kase örnekleri ise Sidoniandan , Euphrates, Tilleden ve Batıda ise, Usktan benzer örnekler gelmiştir. Bu kalıba üfleme sığ forma sahip ' örneklerin Roma ordularının garnizonlarında bulunmuş olması tesadüf olmamalıdır. Suriyede Yahmour'da bulunan Roma dönemine ait yaklaşık İ.S.1yy.a tarihlenen iki mezarda, dış yüzeyleri yazılı ve tam olarak ele geçmiş derin kase örnekleri bulunmuştur. Türkiyede, Tirede bulunmuş kalıba üfleme yarı küresel derin formda kaburgalı kase örneği bilinmektedir. Bu kase İsings form 17 ile tanımlanmaktadır ve İ.S. 1.yy.ın ortalarına tarihlenmektedir.
Türkiyenin Karadeniz sahillerinde antik adı Herakleia Pontika olan günümüzdeki adı ise Ereğli olan bölgede cameo dekor tekniğiyle yapılmış, daha sonraları Morgan adı verilen derin kase bulunmuştur. Bu kase şu anda Corning müzesinde sergilenmektedir. Whitehouse cameo dekor kapların üretim yerlerinin büyük olasılıkla İtalya olduğunu savmaktadır.
Erken İmparatorluk döneminde görülen serbest üfleme tekniğinde yapılmış bir diğer formda Isings form 42 ile belirtilen dışa çekik yuvarlatılmış ağızlı ve halka kaideye sahip sığ kase formudur. Bu formun Flavius döneminden daha erkene tarihlenen örneklerine rastlanmaz. Form İ.S. 2.yy.da da kullanılmış daha sonraki dönemlerde formda bazı değişiklere uğrayarak kullanımına devam edilmiştir. Bu halka kaideli kase formuna Pompeian ve Herculanean da oldukça sık rastlanmıştır. Genellikle mavimsi yeşil ya da yeşilimsi renklerdedir. Locarna;da da bu forma sahip kase çeşitleri bulunmuştur. Antalya nın Elmalı dolaylarında bulunmuş ve Isings form 12 ile tanımlanan yuvarlatılmış, dışa çekik ağızlı,halka kaideli kase şimdi Bodrum Sualtı Arkeoloji müzesinde sergilenmektedir. Kase mavi-yeşilimsi renge sahiptir ve İ.S.1 ile 2 yy. a tarihlenmektedir. Yine erken imparatorluk döneminde görülen diğer bir kase formu dışa kıvrılmış geniş yaka ağızlı, halka kaideli kase çeşidir. Bu formda Flavius dönemine tarihlendirilmektedir. Pompeide bu kase formuna benzeyen iki örnek bulunmuştur. Nijmegan de İ.S. 70 ile 105 yılları arasına tarihlenen bir mezarda benzer bir kase örneği bulunmuştur. Ayrıca yine aynı forma benzer bir örnekte Marmaris dolaylarında bulunmuştur. İ.S. 1.yy.a tarihlenen bu kase formu şimdi Bodrum Sualtı Arkeoloji Müze'sinde sergilenmektedir.

C.2. Orta İmparatorluk Dönemi

Bu dönem, erken imparatorluk dönemi cam kaselerin bazı formları değişikliği uğrayarak devam ettiği gibi yeni kase formlarıda moda olmaya başlamıştır. Isings form 85a ile tanımlanan küçük kase buna örnektir. Este nekropolisinde en erken örnekleri bulunmuştur. İ.S.2.yy.ın başlarına tarihlenen bu form içe dönük ağızlı ve halka kaidelidir. Isings form 85b ile tanımlanan kase formun en önemli özelliği iki tane halka kaide(konsantrik kaide) olmasıdır. Bu formda küçük boyutlardadır. Benzer örnekleri Remagen de bulunmuştur ve İ.S. 2.yy.ın sonlarına tarihlenmektedir. Yine aynı forma sahip örnekler, İ.S. 3.yy.ın başları ile İ.S. 2.yy.ın sonlarına tarihlenen Chester mezarlarında bulunmuştur. Isings form 96a ile tanımladığı yarıküresel form Roma orta imparatorluk dönemi boyunca, kullanılmıştır.(res.11) İ.S. 4.yy.da ise bu form değişikliğe uğruyarak kullanılmaya devam etmiştir. Bu yarıküresel kase formu, hafif konkav dipli dışa çekik ağızlıdır ve ağız genellikle işlenmemiş şekilde bırakılır. Bu formun üzerinde kazıma ya da aşındırma çizgilerle yapılan dekorlu örnekleri bulunmaktadır. En erken örnekler İ.S. 3.yy.ın ikinci yarısından Cologne den gelmektedir. Yarıküresel kaselerin bezemesiz örnekleri geç Roma imparatorluk döneminde de kullanılmışlardır. Bu kase formuna Batı Anadolu dan da benzer örneklerine rastlanmaktadır. Tire müzesinde Isings 96a ile tanımlanan ve İ.S. 2-3 yy.a tarihlenen benzer iki adet dekorsuz, yarıküresel kase örnekleri sergilenmektedir. Bu kaselerden birisi Tire deki Kürdüllü köyünde bulunmuştur.
Isings form 96b ile tanımlanan yarıküresel kase ise bu formun dekorlu örneğidir. Bu formun en erken örnekleri İ.S. 2.yy.da görülmektedir. Erken örneklerde ağız perdahlanmış iyi üretimdir. Geç örneklerde ise genellikle ağız işlenmeden bırakılır ve erken örneklere göre daha kötü bir üretim gösterirler. Strasbourgda İ.S. 235 e tarihlenen katmada çapraz taralı yarıküresel kase parçası bulunmuştur. Karanis'tede İ.S. 3.yy. a tarihlenen dekorlu yarıküresel kase örnekleri bulunmuştur. Elimizde bulunan geç dönem dekorlu yarıküresel kaselerde; genellikle kısa çapraz çizgiler şeklinde dekor yapılmış ve iç kısımları perdahlanmamış genellikle pürüzlüdürler. Dekorlu kaselerin, Cologne-Braunsfeld da aynı kazıma dekora sahip sığ kase örnekleri bulunmuştur. Bunlar İ.S. 320 ile 340 arasına tarihlendirilmektedir. Yarıküresel dekorlu kase formlarının Suriye ve Kıbrıs ta benzer örnekleri görülür. Kıbrıs ta elde edilen buluntular doğrultusunda bu seri İ.S. 2.yy. ile 3.yy. arasına tarihlenir. Bu kase formları Geç Roma döneminde Batı da yaygındır. Doğu üretimlerinin Batı'dan daha erken olduğu kabul edilmektedir. Kase üzerindeki dekorasyon kesilerek yapılmış farklı genişlikteki yivlerden ve çarkta kazınarak yapılmış kısa bantlardan oluşur. Yaygın olarak kullanılan dekor tekniği ise geniş ve dar yivlerin eşit aralıklarla yerleştirilmesi ve geniş yivlerin dar çiftlerle sınırlandırılması şeklindedir. Çarkta kesme dekorlu kaselerde yazının dekoratif olarak kullanıldığı örneklerde vardır. Tire de Çobanköy de bulunmuş ve şimdi Tire müzesinde sergilenmekte kase; gövdenin üst kısmında çapraz taralı bandın altında, çift çizgili olarak E INO yazısı bulunmaktadır. Bu kasede erken dönem özelliği olan parlatılmış ağız vardır. Kase, i.S. 2.yy.ın sonları ile 3.yy.ın başlarına tarihlendirilmektedir.


C.3. Geç İmparatorluk Dönemi

Harden, Suriye-Filistin de İ.S. 4.yy.;a tarihlendirilen iki mezar buluntusundaki camları yayınlamıştır. Bu mezarlardan Alba Bassa olarak adlandırılan mezar buluntusunda traşlanarak yapılmış dekor teknikli sığ bir kase ele geçmiştir. Traşlanarak yapılmış dekorlu bu sığ kasenin benzer örnekleri Batı da İ.S. geç 4.yy. boyunca oldukça yaygın bir şekilde görülmektedir. Geç Roma İmparatorluk dönemi boyunca Doğu daki ve Batı daki cam endüstrileri arasında cam ustaları göçmen olarak gidip gelmişlerdir. Harden, Ashmolean Müze sinde sergilenen ve şüphesiz Suriye-Filistin kökenli olduğuna inandığı dekorlu sığ cam kasenin şu ana kadar Doğu yerleşimlerinde ele geçmiş bu çeşit kase yayınlarında parelellerini bulamadığını söylemektedir. Bu kasenin İ.S. 4.yy; a verilmesinin nedeni ise, bu dönemdeki diğer traşlama dekorlu kaselerle olan benzerliğinden dolayıdır. Kasenin iç kısmına yapılan dekorda; geniş bir çarkta kazıma bant ve Yunanca harflerden oluşan bir yazı, sitilize ağaçlar, çapraz taramalar ve tondosunda küçük daire dekorları bulunmaktadır.
Hanita mezarlarında da Geç Roma dönemine ait birçok sığ ve derin serbest üfleme tekniğinde yapılmış cam kaseler bulunmuştur. Sığ kaseler genellikle katlanmış, vurma dipli, halka kaidelere sahip, dışa çekik gövdeli ağızlar bazılarında katlanmış bazılarında ise kalın yuvarlatılmış şekildedir. Kaidelerin merkezleri genelde kalındır. Bu örneklere Geç Roma dönemi Batı Galilee ve Güney Fenike; deki mezarlarda oldukça yaygın bir şekilde görülmektedir. Bu çeşit kaideye sahip sığ kase örnekleri Mısır da beğenilen bir form olarak kullanılmışlardır. Nahariye deki İ.S. 4.-3.yy. mezarlarında yine aynı forma sahip sığ kase örnekleri bulunmuştur. Pegi de 4.yy;ın ortaları ile 3.yy.ın ortalarına tarihlenen bu çeşit sığ kase örnekleri bulunmuştur. Sığ kaselerin yanı sıra Hanita mezarlarında görülen diğer bir form ise derin kase formlarıdır. Derin kaselerle sığ kaseler arasında oldukça benzerlik vardır. Derin kase formunun kaidesi, ağzı, sığ kaselere benzer tek fark ise kaselerin sığ kaselere göre biraz derin formda yapılmasıdır. Her iki formunda atnı cam atölyesinde yapıldığı kesindir. Batı Galilee ve Güney Fenike mezarlarında, Geç Roma İmparatorluk döneminde en çok görülen form derin kase formudur. Ayrıca bu mezarlardan sadece bir adet kalıba üfleme sığ kase örneği gelmiştir. Dilimli(segmental) şekilli bu örnekte merkezden yirmi beş tane sitilize yaprak gövdeye doğru çıkar. Bu örneğin benzerlerine rastlanmaza da büyük olasılıkla İ.S. 4.yy.a ait olduğu tahmin edilmektedir.
Isings form 107b ile tanımlanan serbest üfleme yarıküresel kaseler, Geç Roma imparatorluğu döneminde görülen formlardan biridir. Isings form 96 ile tanımlanan ve kazıma çizgilerle dekore edilmiş olan yarıküresel kaselerin geç dönem örnekleri gibidir. Bu yarıküresel formların özellikleri kaselerin dış kısımları üzerinde genellikle işlenmemiş ağzın altında renkli damla biçimde süslemelerin bulunmasıdır. Bulunan örneklerden sadece birisi tarihlendirilmiştir. Trier müzesinden gelen bı örnek İ.S. 4.yy.a tarihlendirilmektedir.